İlk Çağda Anadoluda Kurulan Uygarlıklar

2011-06-28 17:02:00
HİTİTLER:
  • M.Ö 2000 yıllarında Anadolu’ya gelerek Kızılırmak çevresinde devlet kurmuşlardır.
  • Başkentleri Hattuşaş ( Boğazköy) şehridir. Çorum yakınlarındadır.
  • Hititliler Suriye’yi ele geçirmek için Mısırlılarla savaşmışlardır.Bu savaşın sonunda iki devlet
    arasında Kadeş Antlaşması imzalandı.
  • Kadeş Antlaşması (M.Ö 1280) Dünya tarihinde iki devlet arasında yapılan ilk antlaşmadır.
  • Hitit Devleti M.Ö 1200 yılında Anadolu’ya gelen Frigyalılar tarafından yıkıldı.
FRİGYALILAR:
  • M.Ö 1200 yıllarında Hititlerin yıkıldığı bölge üzerinde ve Ankara ,Eskişehir ,Afyon dolaylarında devlet kurdular.
  • Devletin başkenti Ankara’nın Polatlı ilçesi yakınlarındaki Gordion şehridir.
  • Frigyalılar krallarına Midas ünvanı verirlerdi.
  • Tarım ve hayvancılıkla uğraşmışlardır.Tarım ve hayvancılıkla ilgili sert kanunlar koymuşlar tarıma ve hayvancılığa zarar verenleri şiddetle cezalandırmışlardır.
  • Frigyalılar M.Ö 7.yüzyılda Kafkaslardan Anadolu’ya gelen Lidyalılar tarafından yıkılmıştır.
LİDYALILAR:
  • Gediz ve Büyük Menderes ırmakları arasında kurulmuştur.
  • Kral Giges zamanında bağımsız bir devlet kurmuşlardır.
  • Başkentleri Sard şehridir.( Bugünkü Manisa-Salihli yakınlarındadır.)
  • Ticaretle uğraşmışlardır.Kral Giges Efes’ten başlayıp Mezopotamya’ya kadar uzanan Kral Yolu’nu yaptırmıştır.
  • Ticaretteki bu gelişmeler nedeniyle Lidyalılar tarihte ilk kez parayı icad ettiler.
  • Lidyalılar M.Ö 547 yılında Anadolu’yu işgal eden Persler tarafından yıkıldılar.
URARTULAR:
  • M.Ö 900 yılında Doğu Anadolu’da kuruldu.
  • Başkenti Tuşpa(Van) şehridir.
  • Maden işlemeciliğinde ilerlemişlerdir.
  • Tarımla ve hayvancılıklada uğraşmışlardır.Van ovasını sulamak için yaptıkları su kanalları günümüzde bile kullanılmaktadır.
  • Urartu Devleti M.Ö 600 yılında Medler tarafından yıkılmıştır.
İYONYALILAR:
  • M.Ö 1200 yıllarında Yunanistan’dan göç ederek Ege kıyılarına yerleşen Akalar tarafından kuruldu.
  • Akalar Ege kıyılarında 12 ayrı şehir kurmuşlar ve şehir devletleri halinde yaşamışlardır.
  • En önemli İyon şehirleri İzmir,Efes,Milet,Foça’dır.
  • Her şehrin başında ayrı bir kral bulunuyordu.Bundan dolayı hiçbir zaman güçlü bir krallık kuramamışlar ve ayrı ayrı şehir devletleri halinde yaşamışlardır.Siyasi birlik yoktur.
  • İyonyalılar denizcilikte ileri gitmişlerdir.Ancak zamanla Lidyalıların,Perslerin ve Romalıların egemenliğine girerek kaybolmuşlardır.
İLK ÇAĞ’DA ANADOLU’DA KURULAN DEVLETLERDE KÜLTÜR VE UYGARLIK DEVLET YÖNETİMİ:
  • İlk Çağ’da Anadolu’da kurulan bütün devletler krallıkla yönetiliyordu.
  • Hititler’de kraliçelerde geniş yetkilere sahipti.
  • Hititler’de Tavananna ünvanı verilen ana kraliçe, kral olmadığı zaman devleti kral adına yönetirdi.
  • Hititler’de Pankuş adı verilen meclis vardı.Bu mecliste önemli devlet meseleleri görüşülürdü.Bu meclis gerektiğinde kral ve kraliçeyi yargılardı.Hatta mahkum bile edebilirdi.
  • İyonlarda şehir devletleri yönetimi önce krallar sonra soylular, daha sonra demokratik hükümetler tarafından yönetilmiştir.
DİN VE İNANIŞ:
  • İlk Çağ’da Anadolu’da kurulan devletlerin hepside çok tanrılı dine inanıyorlardı.(Politeizm)
  • Hititler’de tanrı sayısı çok fazla olduğundan Hititlerin ülkesine “Bin Tanrı İli” denirdi.
  • İnanışlarına göre tanrılar aynen insanlara benzer ve insanlar gibi yaşardı.
  • Frigyalılar tarımla uğraştıklarından bu durum dinlerine de yansımıştır.Frigyalıların en büyük tanrısı toprak ve bereket tanrısı olan Kibela’dır.
  • Lidyalılar İyonlardan etkilenerek onların tanrılarına tapmışlardır.
  • Lidyalılar, Artemis,Zeus,Apollo gibi pek çok Yunan tanrısını İyonlardan alarak kendi tanrıları haline getirmişlerdir.
  • İlk Çağ uygarlıklarından bazıları öldükten sonra dirilmeye inanırlardı.Bundan dolayı mezarlarını kayaları oyarak oda şeklinde yaparlar ve içlerine çeşitli eşyalar koyarlardı.
  • Tanrılara kurban keserler ve tanrılarına yiyecek ve içecek sunarlardı.
SOSYAL VE EKONOMİK HAYAT:
  • Anadolu’da kurulan İlk Çağ medeniyetlerinde insanlar eşit hak ve özgürlüklere sahip değillerdi.
  • Ülke sosyal sınıflara ayrılmış durumdaydı.Hititler’de Kral ve ailesi,soylular,rahipler ,askerler ve köleler olmak üzere sınıflar vardı.Bu sınıfların ayrı ayrı hakları vardı.Kölelerin ise
  • emen hemen hiçbir hakkı yoktu.
  • Hititler’de sınıflar arası ilişkiler kanunlarla belirlenmişti.Mal sahibi olma,miras,evlenme , boşanma kanunlarla belirtilmişti.
  • Frigyalılar tarıma önem verdikleri için sert kanunlar koymuşlardır.Sabanını kıran öküzünü öldürene ölüm cezası vermişlerdir.
  • Lidyalılar kara ticaretine önem vermişler ve Kral Giges Ege kıyılarından başlayan ve Mezopotamya’ya kadar uzanan “Kral Yolu’nu” yapmışlardır.Böylece ticaret canlanmıştır.
  • Lidyalılar parayı tarihte ilk defa icat ettiler.
  • İyonyalılar deniz ticaretinde ileri gittiler ve Akdeniz ve Karadeniz’de koloniler kurdular.
YAZI ,DİL, EDEBİYAT BİLİM VE SANAT:
  • Hititler ve Urartular çivi yazısı ve resim yazısı(hiyeroglif) kullanmışlardır.
  • Lidyalılar,İyonyalılar ve Frigyalılar ise Fenikeliler’den aldıkları alfabeyi kullandılar.
  • Hititler Mezopotamya medeniyetlerinin destanlarını tercüme edip kullanmışlardır.
  • Hititler tarih yazıcılığına önem vermişler ve Anal adı verilen yıllıklar yazmışlar ve bir yıl içinde meydana gelen olaylar tarafsız olarak yazılıp tanrılara sunulmuştur.
  • Anadolu’da bilim ve sanatın gelişmesinde Mezopotamya ve Mısır uygarlıklarının etkisi görülür.
  • İyonya’da bilim ve sanat çok gelişmiştir.Bunun sebebi deniz ticaretiyle uğraşmaları uygarlıkların kesiştiği yerde olması bilimin zengin kişilerce desteklenmesi Ön Asya’dan gelen yolların bitiş yerinde olması bilimin gelişmesini sağlamıştır.
  • Tales,Diyojen, Pisagor,Heredot,Homeros gibi bilim adamları İyonya’da yaşamışlardır.
3 ÇEVRE UYGARLIKLAR VE ANADOLU’YA ETKİLERİ
  • İlk Çağ’da Anadolu’yu en fazla etkileyen uygarlık merkezi Mezopotamya olmuştur.
  • Mezopotamya iki nehir arası demek olup Dicle ve Fırat nehirleri arasındaki bölgeye denir.
  • İlk Çağ’da Mezopotamya’da kurulan devletler ;Sümerler,Babilliler,Asurlular ve Akadlardır.
SÜMERLER:
  • Mezopotamya’da kurulan ilk uygarlık Sümerlerdir. M.Ö 3500’de Orta Asya’dan gelerek Mezopotamya’da devlet kurmuşlardır.
  • Kanallar açmışlar ve bataklıkları kurutarak tarım ve hayvancılık yapmışlardır.
  • Tarihte ilk yazıyı Sümerler bulmuşlar ve kullanmışlardır.( Çivi yazısı) M.Ö 3200
  • Not: Yazının bulunmasıyla tarih devirleri başlamıştır.
  • İlk yazılı kanunlar, ilk takvim, ilk matematik bilgileri de yine Sümerlere aittir.
  • Sümerler çok tanrılı dine inanırlar ve Ziggurat adı verilen tapınaklarında tanrılarına tapınırlardı ve kurban keserlerdi.
  • Sümerler Mezopotamya’da kurulan Akadlar tarafından son verilmiştir.
BABİLLER:
  • Aşağı Mezopotamya’da kurulmuştur.
  • Devletin en güçlü zamanı kral Hammurabi zamanıdır.Kral Hammurabi Sümer kanunlarını geliştirerek uygulamıştır.( Hammurabi Kanunları diye bilinir)
  • Babil , dünyanın yedi harikasından biri olan “Babil’in Asma Bahçeleriyle” ünlüdür.
  • Babilliler M.Ö 6.yüzyılda Persler tarafından yıkılmıştır.
ASURLULAR:
  • Yukarı Mezopotamya’da kurulmuştur.Ninova şehri başkenttir.
  • Asurlular ticaretle uğraşmışlardır.Anadolu,Mısır ve Mezopotamya arasında ticaret yapmışlardır.
  • Asurlular ticaret amacıyla Anadolu’ya geldiklerinde yazıyı da beraberinde getirmişlerdir.Böylece Anadolu hem yazıyı öğrenmiş hem de tarih çağlarına girmiştir.
  • Asurlular M.Ö 612 yılında Pers egemenliğine girmiştir.
AKADLAR:
  • M.Ö 2300 lü yıllarda Arabistan’dan gelerek Mezopotamya’da devlet kurdular.
  • Akadlar; Elam,Asur,Doğu Anadolu ve Akdeniz’i fethederek imparatorluk kurdular.
  • M.Ö 2150 yıllarında kuzeyden gelen Gutiler tarafından yıkılmıştır.
ANADOLU’YU ETKİLEYEN DİĞER UYGARLIKLAR
  • İran’da hüküm süren Persler M.Ö 6.yüzyılda Anadolu’ya gelerek 200 yıl hüküm sürdüler.
  • M.Ö 7.yüzyılda kurulan Makedonya Devleti’nin kralı olan İskender Asya seferine çıkarak Anadolu Mısır ,Suriye,İran ve Hindistan’ı ele geçirmiş ve sefer dönüşü ölünce ülke küçük krallıklara bölünmüştür.Bunlardan biriside Batı Anadolu’daki Bergama krallığıdır.Bergama krallığı zamanında bilim ve kültür önem kazanmıştır.Parşömen(Bergamon) kağıdı icat edilmiş ve bilgiler kalıcı hale getirilmiştir.
  • M.Ö 753’te İtalya’da kurulan Roma İmparatorluğu M.Ö 60 ‘lı yıllarda sınırlarını hızla genişletmiş ve Anadolu,Mısır,Suriye ve Kuzey Afrika’yı ele geçirerek büyük bir imparatorluk kurmuşlardır. Anadolu’da Roma dönemine ait mimari eserler vardır.Bunlar; İstanbul’da Bozdoğan kemeri ve Çemberlitaş, Ankara’da ise Ogüst Mabedi( Tapınağı) ve Roma Hamamıdır.
  • Roma İmparatorluğu M.S 395 yılında Batı Roma ve Doğu Roma ( Bizans İmp.) olmak üzere ikiye ayrıldı.Doğu Roma’dan (Bizans’tan ) günümüze pek çok mimari eser kalmıştır bunların en önemlisi İstanbul’daki Ayasofya , Yerebatan Sarnıcıdır.
  • Doğu Akdeniz kıyılarında denizcilikle uğraşan Fenikeliler buldukları 22 harflik alfabeleriyle Anadolu’yu ve Dünyayı etkileyerek katkıda bulunmuşlardır.
  • Mısır uygarlığı ise kullandıkları resim yazısı(Hiyeroglif), güneş yılı esaslı takvim ile tıp , matematik , astronomi alanlarında dünya medeniyetine katkıda bulunmuşlardır.

Anahtar Kelimeler: anadoluda kurulan devletler, ,lk çağda anadolu, ilk çağda anadolu uygarlıkları, anadolu devletleri, ilk çağ, anadolu ilk çağ devletleri

2. Bir Kaynak İlk Çağda Anadolu Uygarlıkları

Anadolu , Asya kıtasının batıya uzanan ek yarımadasıdır . Üç kıtanın ortasında bulunmaktadır . Anadolu eski çağlardan beri insanların dikkatini çekmiş , önemli bir yerleşim ve uygarlık merkezi olmuştur .
Bunun nedenlerini şöyle sıralayabiliriz :

  1. Coğrafi konumunun elverişliliği
  2. İklimin insanların yaşamasına elverişli olması
  3. Doğal kaynakların bol olması
  4. Su kaynaklarına, verimli ovalara sahip olması .

Bundan dolayı yurdumuz çok sayıda uygarlığın kalıntılarını topraklarının altında ve üstünde barındıran tarihi zenginliği çok fazla olan bir ülkedir .

Tarih öncesinde Anadolu’da bulunan başlıca yerleşim merkezleri ve buluntular şunlardır :

  • Karain Mağarası ( Antalya yakınlarında ) – Yontma Taş Çağı
  • Hacılar Köyü kalıntıları ( Burdur Yakınlarında ) – Cilalı Taş çağı
  • Çatalhöyük ( Konya yakınları ) – Cilalı Taş Çağı
  • Alişar ( Yozgat yakınlarında ) – Maden Çağı
  • Alacahöyük ( Çorum yakınlarında ) – Maden Çağı
  • Truva ( Çanakkale yakınlarında ) – Maden Çağı

Hititler

Hititler ile ilgili bilgilerimiz daha bu yüzyılın başlarına dayanır. Ondokuzuncu yüzyılın sonlarına kadar, Hititlerin tarih içindeki konumu bilinmiyordu. Gerçi Mısır metinleri ve Tevrat bir kavimden söz ediyordu ama bu kavmin Anadolu kökenli olabileceği kimsenin aklına gelmemişti.

İç Anadolu’nun İlk Çağ tarihi ile ilgili yapılan araştırmalar , On dokuzuncu yüzyılda buraları gezen Charles Texier , William Hamilton gibi gezginlerin izlenimlerinden öteye gitmemiştir.

Alacahöyük, Boğazköy, Bitik, Karaoğlan, Dündartepe, Karahöyük örenlerinde, Erken Tunç Çağı tabakalarının üzerlerinde kalın bir yangın izi vardır. Ahlatlıbel ve Etiyokuşu örenlerinde Erken Tunç Çağından sonra yerleşme görülmez. Alişar’da ise yalnız Akropolde yaşam devam etmiştir.
Yani Anadolu 2000 yılına doğru büyük bir saldırıya ve istilaya uğradı. Bilinmeyen bir sebepten Hind-Avrupa boyları Anadolu’ya göç etmişlerdi. Bunlar Hititlerdi.

Hititler kendilerini “Nesili” yani nesice konuşanlar adını vermişlerdir. Yaşadıkları Anadolu topraklarını “Hatti Ülkesi”, oturanlarına ise “Hattilili” diyorlardı.
Hititler yeni yurtlarında, kendilerinden daha gelişmiş bir uygarlığa sahip Hattilerle kaynaşmışlar, onların tanrılarını, mitolojilerini benimsemişler, kullandıkları isimlere sahip çıkmışlardır.

İlk Hitit izlerine Kültepe/Kaniş/Neşa’ da rastlanır. Burada bulunan ve Hitit izlerini taşıyan Asurca metinler XIX. Yy. tarihlenir.

Hititler’in tarih sahnesinde görülmesi daha öncelere de dayansa Krallığın MÖ 1660-1630 yılları arasında hüküm sürmüş I. Hattuşili tarafından kurulduğu söylenir. Bu konu belgelere bakıldığında biraz karışıktır, çünkü Hattuşili de kendinden önce gelen Labarna ve başşehir Kussara’dan sözetmektedir. Bu dönem ise oldukça karışıktır çünkü anadolu’da yerel krallar hüküm sürmektedir.

Aslında Hattuşili , merkez Hattuşaş olarak krallığı kuran kişidir. Akurgal bu durumu şöyle özetlemektedir

Yazılı kaynaklardan belli olduğuna göre sonuç olarak diyebiliriz ki, Labarna adlı bir kral Kussara’da hükümdar olduktan sonra yerine yeğeni Labarna ya da Tabarna adı ile kral oluyor. Ancak bu ikinci Labarna, bir süre sonra idare merkezini , başkent olmaya her yönden elverişli Hattuşa’ya neklediyor ve o yüzden de Hattuşili yani Hattuşlu anlamına gelen bir ad alıyor.”

Hattuşili yayılma siyaseti izlemiş ve sınırlarını güneye, bugünkü Suriye’ye ve batıya Arzawa ülkesini alarak genişletmiştir.

Bir seferde ölen Hattuşili’nin yerine Murşili geçmiştir. Murşili de babasının yayılma siyasetini izlemiş, Halpa’ (Halep) yı almış ve Babil’e kadar uzanarak , yaklaşık MÖ1550 senesinde, burayı da yakıp yıkarak Hammurabi sülalesini sona erdirmiştir.

Murşili’den sonra bir çok kral gelmiştir. Bunlar içinde en önemlilerinden biri Telipinu’dur(MÖ 1535-1510) Telipinu zamanından kalma yazılar hem Hitit tarihine ışık tutmaktadır, hem de Telipinu ilk olarak krallığın kime kalacağını belirlemiştir : “Birinci kadından doğan erkek çocuk kral olur. Eğer birinci sıradan bir prens yoksa, ikinci sıradan olan erkek çocuk kral olur. Bir kral çocuğu, bir oğlan mevcut değilse, bu durumda birinci sıradan olan kız evlendirilir, onun kocası kral olur.”

MÖ 1460-1190 yılları Hitit Krallığının “Büyük Krallık” dönemi olarak adlandırılır. Hurri-mitanni Devleti’nden sonra bu dönemde Anadolu’daki en büyük siyasi güç Hitit Krallığı’dır.

Bu dönemin ilk kralı II.Tuthaliya’dır. Bu önemli kralın sülalesi Hitit Krallığının sonuna kadar hüküm sürmüştür.
Bu dönemde en önemli kralardan bir Şuppiluliuma’dır. Bu kral zamanında (MÖ1350-1345) krallık sınırları iyice genişlemiş, Mısırla ilişkiler yoğunlaşmıştır.

Bir başka önemli kral da Muvatalli’dir . (MÖ 1315-1282). Onun zamanında karışıklıklar bastırılmış ve Mısır’a karşı yapılan Kadeş savaşı başarı ile sonuçlanmıştır. Daha sonra III.Hattuşuli ise ünlü Kadeş Anlaşmasını yapmıştır.

MÖ 1200′lü yılların sonuna doğru Hitit Krallığı en parlak devirlerini yaşarken kralın ölmesinden sonra çocuğu olmadığından kardeşi II. Şuppiluliuma’nın tahta geçmesi ile sarayda karışıklıklar çıkmış, hatta halk arasında da başkaldırmalar olmuştur. Bunu üzerine bir de “Kuzey kavimleri” saldırısı eklenince Hitit devleri dayanamamış, istilalar altında tarihe karışmıştır.

Daha sonraları “Geç Hitit” denilen beylikler dönemi yaşanmış, Hitit kültürü güneyde biraz daha yaşamaya devam etmişse de zamanla tarihe karışmıştır.

Hitit İnançları ve Ana Tanrıça

Ey, Arinna’nın Güneş Tanrıçası, Hanımım, bütün ülkelerin kraliçesi, Yer ve Gök Tanrıçası.”

Hattusili III- MÖ. 13. yy.

Hitit dininde Arinna şehrinin güneş tanrıçası Anadolu’da yeni taş çağı boyunca egemen olan dişi tanrıça (ana tanrıça) geleneğinin devamı olarak görülür. Hattilerin “Vuruşemu”, Hurrilerin “Hepat”, Hititlerin “Arinna’nın güneş tanrıçası”, Geç Hititlerin “Kupaba” ve Yunanların “Kybele” olarak adlandırdıkları tanrıçalar aynı geleneğin ürünleridir.
Hitit’lerin baş tanrısı, göğün (fırtına) tanrısı “Teşup (Taru)” ‘tur. Baş Tanrıça “Arinna” güneş tanrıçası’dır ve Teşup’un eşidir. Oğulları da, koruyucu tanrı “Şaruma” dır. Yazılıkaya açık hava tapınağında bu üçlünün tasvir edildiği kabartmalar vardır.
Hititler Anadolu’da onlardan önce hüküm sürmüş medeniyetlerin inanışlarını, kendi inanışları ile karıştırıp kendilerine çok tanrılı, uzlaşmacı bir din “bin tanrılı din” benimsemişlerdir. Dolayısıyla, Hitit dininde Anadolu’da güçlü inanışa sahip olan ana tanrıçanın, tanrıların yanında onlara eş olarak benimsendiği görülmektedir. Çoğu kabartmada tanrı ve tanrıça yanyana ve eş statüde tasvir edilmişlerdir. Tanrıçalara verilen önem, Mısır ve Hitit devletlerinin yaptığı Kadeş savaşından sonra iki devletin hükümdarları arasındaki anlaşmanın şahidinin ve koruyucusunun Arinna’nın güneş tanrıçası olmasından anlaşılmaktadır.
Hatti’nin, Misir’in “bin ilah ve ilahesi” bu anlasmanin sahidi ve koruyucusudurlar: Gökyüzünün hakimi Günes, Arinna sehrinin Günesi, Gökyüzünün hakimi Firtina Tanrisi, Hatti’nin, Arinna’nin, Zippalanda’nin, Betiyarik’in, Hisashapa’nin, Sarissa’nin Alep’in, Lihzim’in vs… Firtina tanrilari, Hatti memleketinin Istari, Zithariya, Karzi, Hapantariya Tanrilari Karahma, Tyr, Tanriçalari vs.. Gökyüzünün Kraliçesi, Bütün Hatti ve Misir’in daglari, nehirleri Gök, arz büyük deniz, rüzgarlar ve bulutlar…
Ramses II-Hatuşili Kadeş savaşı anlaşma Metni
Devletin ve orduların koruyucusu, yerin ve göğün tanrıçası olan Arinna’nın Güneş Tanrıça’sı, genellikle geyik, panter ve güvercin gibi hayvanlarla tasvir edilmiştir. Bu semboller onun aynı zamanda doğa ve dolayısıyla ana tanrıça figürüyle de kaynaştığını göstermektedir. Çatalhöyük kazılarında ortaya çıkarılmış “tahtında oturan ana tanrıça” da, ellerinin altında iki adet panterle betimlenmiştir.
“Ben majeste, babamın tahtına oturduğumda çevredeki bütün düşmanlar benimle savaşa giriştiler. Ancak ben hiç bir düşman ülkesine karşı sefere çıkmadan önce Arinna kentinin güneş tanrıçası ile ilgili bayram törenlerini düzenledim[…] ve ona seslendim: Arinna’nın güneş tanrıçası! Benim efendim, benim yanıma aşağıya gel ve […] senin topraklarını almak isteyen çevredeki düşman ülkeleri yok et.! Ve Arinna’nın güneş tanrıçası sözümü duydu ve bana geldi. O zaman babamın tahtına oturur oturmaz, çevredeki düşman ülkeleri on yılda yendim ve onları yere vurdum.”

II.Murşili(MÖ1345-1315)

Arinna Şehrinin yeri hakkında tartışmalar vardır ancak arkeolojik deliller, Hititler’in Arinna şehri olarak bahsettiği yerin bugünkü Alacahöyük olduğu fikrini güçlendirmektedir. Aynı zamanda Lykia’lılar (Antalya ve Çevresinde yaşamış olanlar) Yunanlılar’ın Xsantos dediği şehirlerine “Arinna” demekteydiler. Birbirinden çok uzak ama aynı adla adlandırılmış iki şehirin arasında bir bağlantı olup olmadığı bilinmemektedir.

Ana tanrıçayı kucağında bir çocuk ile betimleyan altın takı
Y: 4.3cm. MÖ. 14-13. yy. (New York Metropolitan Müz.)

Gök Tanrı/Fırtına Tanrısı

Hitit panteonunda en önemli tanrı kuşkusuz “Gök Tanrı” idi. Yerel olarak değişik isimlerle çağrılan bu tanrı Hatti dilinde “Taru” , Hurri dilinde “Teşup”, Hitit dilinde ise “Tarhu,Tarhuna ya da Tarhunt” diye adlandırılıyordu.

Aslında Hititler geldiklerinde , Hint Avrupa kökenli bir tanrıları vardı. Şiu ismindeki bu tanrı, Yunanca Zeus ve Latince Deus,dii sözcükleri ile aynı kökendendi. Bu kök hem tanrı hem de gün ışığı , parlamak gibi anlamlara da sahiptir. Ancak zaman içinde Şiu özel tanrı ismi olmaktan çıkmış ve genel olarak tanrı anlamına gelmiştir. Ancak Hititlerin de bir dönem, Luwiler gibi Hint Avrupa isimli başka tanrı isimlerini de korudukları zannedilmektedir.

  

3266
0
0
Yorum Yaz