GÖRME VE İŞİTME ENGELLİLERİN SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

2011-03-14 11:42:00
Görme Özürlülerle İlgili Özel Eğitim Sorunları ve Çözüm Yolları Hakkında 1998 Yılı Değerlendirme Raporu



  Ülkemizde görme özürlülerin gerçek sayısı tam olarak bilinmemektedir. Çünkü bu güne kadar bu sayının belirlenmesi için herhangi bir istatistik yapılmamıştır. Bu nedenle birbirini tutmayan rakamlar ileri sürülmektedir. Birleşmiş Milletlere bağlı Dünya Sağlık Teşkilatı tarafından kabul edilen istatistiklere göre tamamen görme gücünden yoksun olanlar nüfusun binde ikisini oluşturmaktadır. Görme gücü yüzde onun altında olanlar "kör", olarak tanımlanmaktadır. Görme gücündeki yetersizlik nedeniyle ilave araçlara ihtiyaç duyan ve normal yazıyı okuma güçlüğü çeken kişiler de "az gören" olarak nitelendirilmektedir. Dünya Sağlık Teşkilatı'nın ön gördüğü istatistikler göz önüne alındığında ülkemizde tam körlerle az görenlerin nüfusunun dörtyüzbin civarında olduğu tahmin edilebilir.
  Görme özürlülerin tam anlamıyla ve eşit şekilde toplumla kaynaşabilmesi üretken ve başarılı olabilmesi sağlanan eğitim olanaklarına bağlıdır. Bu nedenle diğer insanlara sağlanan eğitim olanaklarının aynı oranda görme özürlülere de sağlanması gerekmektedir. Oysa ülkemizde görme özürlülerin ancak yüzde iki buçuğu eğitim olanaklarından yararlanabilmektedir. Bu durum görme özürlülerin eğitim hakkını ve bu hakkın kullanımını engelleyerek onların toplumdan soyutlanmasına, kendi kaderleriyle baş başa bırakılmasına yol açmaktadır.

  Körlükle ilgili asıl problem doğrudan doğruya körlüğün kendisinden değil, toplumun körlük hakkındaki yanlış anlayış ve önyargılarından ve sağlanan olanakların yetersizliğinden kaynaklanmaktadır. Görme özürlülere yaşamın her alanında gerekli fırsat eşitliği ve yeterli olanaklar sağlandığı takdirde, onlar da diğer insanlarla eşit düzeyde topluma yararlı ve başarılı insanlar olarak yetişebileceklerdir. Körlük o insanlar için basit bir fiziksel problem düzeyine inecektir. Görme özürlü insanların gerçek ihtiyacı acıma ve himaye değil, anlayış ve fırsat eşitliği; başkalarına bağımlılık ve horlanma değil, bağımsız ve birinci sınıf vatandaş olarak yaşamak; toplumdan soyutlanmak ve tüketici olmak değil, toplumla kaynaşmak ve üretici bir insan olmaktır. Eğitimin Görme özürlülerin topluma katkıda bulunan başarılı birer insan olarak yetişmesinde önemli bir rolü vardır. Bu nedenle bir taraftan bu olanaklardan yararlanması gerekenlerin sayısını arttırırken diğer taraftan mevcut eğitim sisteminin ve koşullarının iyileştirilmesi gerekmektedir. Gerek özel eğitim veren körler okullarında, gerekse görme özürlü çocukların eğitim gördüğü normal okullarda sunulan eğitimin çağın gereklerine ve öğrencilerin ihtiyaçlarına uygun hale getirilmesi zorunludur. Özel eğitimdeki kalite ne kadar artırılabilirse körlerin toplumdaki başarıları da o ölçüde yükselecektir. Bugün ülkemizde uygulanan özel eğitim sistemi ciddi bir kriz dönemini yaşamaktadır. Bu değerlendirme kesinlikle bir abartma değildir. Sorunların neler olduğunu tek tek gözden geçirdiğimizde durumun ciddiyeti açıkça görülecektir. Ülkemizde 10 adet körler okulu bulunmaktadır. Bu okullarda dokuz yüz civarında öğrenci bulunmaktadır. Görme özürlülerin eğitimi özel yöntemlerle ve özel araç-gereçlerle yapılmaktadır. Ders kitapları Breyl (kabartma) yazı sistemiyle yazılmış kitaplardan oluşmaktadır. Öğrencilerin ihtiyaçlarına uygun olarak bireysel eğitime ağırlık verilir. Bu raporda hem mevcut sorunlar üzerinde durulmuş hem de bu sorunlara ilişkin somut çözüm önerileri sunulmuştur. Ancak önemli olan bir raporun yazılması değil o rapordan çıkan sonuçların gerektirdiği adımların atılması, gerekli değişikliklerin yapılması ve konuyla ilgili somut uygulamaların bir an önce başlatılmasıdır. Ülkemizde yaşanan sorunları şu ana başlıklar altında sıralayabiliriz:

  1- Okul öncesi yaştaki çocukların eğitimiyle ilgili henüz somut ve ciddi sayılabilecek bir hizmet bulunmamaktadır.

  2- Görme özürlü çocuğu bulunan ailelere gerekli rehberlik ve danışmanlık hizmetleri sunulamadığı için aileler çocuklarını nasıl yetiştirecekleri konusunda yeterli bilgiye sahip olamamakta ve nereye başvurabileceklerini bilememektedirler.

  3- Körler okullarında uygulanan eğitim programları günümüzün ihtiyaçlarının çok gerisinde bulunmaktadır.

  4- Körler okullarında çalışan öğretmenlerin birçoğu breyl yazıyı yeterince bilmediği için öğrencilere tam anlamıyla faydalı olamamaktadırlar.

  5- Görme özürlüler arasında Breyl (kabartma) yazıyla okur yazarlık oranı çeşitli nedenlerle giderek düşmektedir.

  6- Türkçe Breyl yazıyla ilgili kısaltma sisteminde yapılan son değişiklikler nedeniyle çok ciddi problemler yaşanmaktadır.

  7- Görme özürlülerin eğitimiyle ilgili birçok konuda körler okulları arasında standart bir uygulama birliği bulunmamaktadır.

  8- Körler okullarında uygulanan ve öğrencilere mesleki beceriler kazandırmayı amaçlayan sanat dersleri ile ilgili programlar günümüze ait ihtiyaçların çok gerisinde kalmıştır.

  9- Körler okulunda okuyan öğrenciler ve normal okullara devam eden öğrenciler Breyl yazı sistemiyle yazılmış her derse ait kitapları bulamamaktadırlar.

  10- Körler okullarının bir çoğunda okul kütüphanesi bulunmamaktadır. Kütüphanesi olan körler okullarında ise mevcut bulunan breyl kitaplar ve kasetler, öğrencilerin ihtiyaçlarına cevap vermekten çok uzaktır.

  11- Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olarak Ankara da bulunan ve sadece İlköğretim ders kitaplarını basan matbaa, sahip olduğu cihazların arızalı olması gerekçesiyle üç yılı aşkın bir süreden beri çalıştırılmamaktadır.

  12- Özel eğitim teknik ve yöntemlerini bilen yeterli sayıda yetişmiş öğretmen bulunması mümkün olamamaktadır.

  13- Öğretmenlerin özel eğitimle ilgili yetiştirilmesi için düzenlenen hizmet içi eğitim kursları beklenen faydayı sağlayamamaktadır.

  14- Spor etkinliklerinin görme özürlü çocukların ruh ve beden sağlığı üzerinde önemli bir rolü olmasına rağmen hangi spor dallarının öğrenciler için daha uygun ve daha yararlı olacağına ilişkin yeterli bir araştırma ve uygulama yoktur.

  15- Okullarda çeşitli spor ve sosyal etkinliklerin yapılabilmesi için yeterli alanlar ve tesisler bulunmamaktadır.

  16- Körlerin yaşamında önemli bir yeri olan bağımsız hareket ve baston kullanma eğitimine ilişkin programlar ve uygulamalar son derece yetersizdir.

  17- Dış ülkelerde uzun yıllardan beri görme özürlülere bilgisayar kullanma ve programcılık eğitimi verilmesine, rağmen henüz ülkemizde hiç bir körler okulunda öğrencilere bilgisayar kullanımıyla ilgili bir eğitim verilmemektedir.

  18- Öğrencilerin fen ve matematik konularıyla ilgili bilgi düzeyleri giderek ciddi ölçüde düşmektedir. Çünkü fen bilgisi ve matematik derslerinde uygulanan yanlış yöntemler nedeniyle görme özürlü öğrenciler bu konularda iyi yetiştirilmedikleri için gören öğrencilerle eşit düzeyde bilgilere sahip olamamaktadırlar.
 
  19- Körler okullarında öğrencilerin ders dışı boş vakitlerini yararlı bir şekilde değerlendirebilecekleri yeterli sosyal ve kültürel olanaklar sağlanamamaktadır.

  20- Kaynaştırılmış eğitim uygulaması nedeniyle normal okullarda okuyan görme özürlü öğrenciler gerekli özel eğitim tedbirleri alınmadığı için ciddi sorunlarla karşılaşmaktadırlar.

  21- Lise ve üniversitede okuyan öğrencilere götürülen hizmetlerin son derece yetersiz olması nedeniyle bu öğrenciler kendi kaderleriyle baş başa kalmaktadırlar.

  22- Az gören çocukların eğitiminde uygulanması gereken farklı metotlar ve kullanılması gereken özel araç-gereç ve materyaller olması gerektiği halde bu alanda da henüz ihtiyaca cevap verebilecek uygulamalar bulunmamaktadır.

  23- Çift özürlü körlerin eğitimi için okullarda uygulanan herhangi bir farklı eğitim programı bulunmamaktadır. Bu nedenle bu çocuklar tamamen unutulmuş ve kendi kaderleriyle baş başa bırakılmış durumdadırlar.

  24- Özel eğitim konusuyla ilgili kararların oluşumunda ve uygulamalar sırasında görme özürlülerle ilgili sivil toplum örgütleriyle gerekli iletişim ve işbirliği kurulmamaktadır.

  25- Öğrencilerin karşılaştığı çeşitli sorunlarla ilgili olarak gerekli psikolojik ve rehberlik hizmetlerinin sunulmasında çeşitli sıkıntılar yaşanmaktadır.

 İŞİTME ENGELLİLER

Türkiye’de bir ilke imza atan “1.Uluslar arası İşitme Engelliler Birlik Konferansı” 7- 2 Eylül 2004 tarihlerinde, Türkiye İşitme Engelliler Milli Federasyon tarafından T.C.Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı’nın da destekleriyle dünya kenti İstanbul’da gerçekleştirilmiştir.

Konferansa 39 ülkeden 300 katılımcının bilimsel ve sanatsal faaliyetleriyle rengarenk bir yelpaze oluşturan sessiz kongrenin Bilimsel Kurul Başkanlığı’nı Hacettepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Odyoloji ve Konuşma Bozuklukları Ünitesi Başkanı Prof.Dr.Erol BELGİN yürütmüştür.

“BENİM İÇİN KONUŞ” sloganıyla düzenlenen bu dev organizasyonda, İşitme engellilerin sosyal yaşamlarında daha aktif ve özgüvenle hareket etmelerini, birlik duygusu ve manevi destek ile problemlerin üstesinden gelebildiklerini dünya kamuoyuna kanıtlamak açısından oldukça önemlidir.


 İşitme engelli bireyler iletişimlerini, mevcut işitme kapasitelerine uygun olarak, çeşitli yöntemlerle sağlamaktadırlar. Bu yöntemlerden bazıları;

İşiterek+konuşarak
Parmak alfabesi
Dudaktan okuma
İşaret dili
Total iletişimdir.

Ancak hepimizin bildiği bir gerçek var ki bu da işitme engelli toplumun büyük çoğunluğunun “işaret dilini” kullanarak iletişim kurmayı tercih etmesidir.

Yeryüzünde “evrensel işaret” dili veya uluslara arası işaret dili yoktur. Dünya sağır federasyonu (World Federation of the Deaf) komitesinin geliştirliği işaret dili ise “fuestuno” olarak isimlendirilmektedir. Bu gerçek bir dil olmayıp uluslar arası toplantılarda hepsinin hemfikir olduğu kelime işaretlerinden oluşmuştur. Çoğunlukla asl AMERİKA, Sign Languageden alınan işaretler kullanılmaktadır.

Bu konferansın toplantıları süresince de her ülke kendi işaret dili tercümanları aracılığı ile yapılacak toplantılarda niçin bir uluslar arası işaret dili ile iletişim kurulmasın? Çalışma grubu olarak dünya ülkelerinin kendi işaret dillerini bir araya getirecek “Uluslar arası işaret Dili”ni oluşturulması sözlük ve grameri üzerinde çalışmalar yapılmasının gerekli olduğunu düşünüyoruz. Bunun için önerilerimiz.

  • Her ülkenin işitme engelliler federasyonu ile iletişime geçilmesi
  • Bu konuda çalışmaların başlatılması için “Uluslar arası İşaret Dili Konferansı”
  • Çalışmaları yürütmek üzere Özürlüler İdaresi Başkanlığı ve işitme Engelliler Milli Federasyonu işbirliği ile diğer ilgili kurum ve kuruluşların temsilcilerinden oluşan bir çalışma grubu

Ülkemizde işitme engelli bireylerin en büyük problemi ileşitimdir. İşitme engelliler hastanelerde doktorlara dertlerini anlatamıyor. Mahkemelerde haklarını savunamıyor. Veya resmi bir işlem için gittikleri kamu kurum ve kuruluşlarında işlerini tamamlayamıyor. Ve sorun üzerine sorun yaşıyorlar. İletişim konusunda işitme engelli bireylere yardımcı olabilecek tercüman ya bulunamıyor yada çok yüksek ücret karşılığında bunu sağlayabiliyorlar.

Çalışma grubumuzda yukarıda belirtilen nedenlerle bu konunun acil olarak çözümlenmesi gerektiği kararı alınmıştır.

Bu konuda önerilerimiz;

  • İşaret dili tercümanı yetiştirilmesi. Çalışmalarını gerçekleştirmek üzere

Özürlüler İdaresi Başkanlığı

Milli Eğitim Bakanlığı

Üniversiteler

Türkiye İşitme Engelliler Milli Federasyonu

İşbirliği ile çalışmalara başlanması

  • Bu çalışmalar ile birlikte Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki işitme engelliler öğretmenlere ve işitme engelli çocuklara eğitim veren diğer branş öğretmenlerine Türk işaret dili kursu düzenlenmesidir.

  KAYNAKÇA: Hazırlayan: Halil Köseler (Öğretmen)

 

5852
0
0
Yorum Yaz